Öğretim Teknikleri

Öğretim teknikleri, dersin ya da konunun hedeflerini öğrenciye kazandırmak için kullanılan etkinlikler olarak tanımlanabilir. Tekniğin seçilmesi, farklı alan ve düzeydeki kazanımlar açısından oldukça önemlidir. Bu bağlamda teknikleri üç farklı başlık altında incelemekte yarar vardır.

  1. Grupla Öğretim Teknikleri
  2. Bireysel Öğretim Teknikleri
  3. Sınıf Dışı Öğretim Teknikleri

A. GRUPLA ÖĞRETİM TEKNİKLERİ

1- Büyük Grup Öğretimi

Sınıfın tamamı büyük bir grup olarak algılanır. Sınıfın tamamı büyük bir grup olarak algılansa da öğrenci farklılıklarına da dikkat edilmesi önemlidir.

2- Küçük Grup Öğretimi

Sınıfta en fazla 2-6 öğrenciden oluşan grupların oluşturulması ile gerçekleştirilir. Gruptaki öğrenci sayıları büyük gruplara göre az olduğundan öğretmenlerin öğrencileri takip edebilmesi daha kolaydır. Öğretmen bu tür grupları oluştururken aşağıda belirtilen yolları kullanabilir;

Yetenek Grupları: Başarı açısından birbirlerine yakın olan öğrencilerin aynı grup içerisinde toplanmasıyla oluşturulur. Bu tür grupları oluşturmada;

  • Sınıflar arası gruplama: Uygulanan bir başarı testi sonuçlarına göre öğrencilerin gruplara (sınıflara) ayrılmasıdır. Grupları oluşturma açısından kullanışlı olsa da öğrencileri “başarılı”, “başarısız” olarak ayırmak sınıf yönetimi ve öğrencilerin birbirlerine karşı geliştirebileceği önyargılardan dolayı sorun oluşturabilir. Bu tür gruplar homojen bir yapıya sahiptir.
  • Sınıf içi gruplama: Bir sınıftaki öğrencilerin başarı düzeylerinin bir ölçme aracı ile belirlenerek yakın başarıya sahip öğrencilerin gruplara ayrılmasıdır.

Akran öğretim grupları: Gruplar oluşturulurken üst yaş grubundaki öğrencilerin ya da alt yaş grubundaki öğrencilerin ayrılması şeklinde gerçekleştirilir. Bu tür gruplar oluşturulduğunda ya öğrencilerin birbirlerinden öğrenmesi ya da üst yaş öğrencilerinin alt yaş grubundaki öğrencilerden öğrenmesi amaçlanır. Bu tür gruplarda öğrenciler yaşları açısından homojen bir özellik gösterirler.

1. BEYİN FIRTINASI

Grup etkinliğiyle yaratıcı düşünmeyi sağlamayı amaçlayan bir tekniktir. Bu tekniğin amacı öğrencilerin bir problemi çözme ile ilgili olarak fikir üretmelerini sağlamak, öğrencileri fikir üretmede etkin kılmak, kendi fikirlerini ifade etmelerini sağlamak ve üretilen fikirlerden yola çıkarak yaratıcı düşünceyi geliştirmektir. Uygulama düzeyindeki kazanımlara ulaşmak için etkili bir tekniktir. Ayrıca üst düzeyde düşünmeyi destekler. Uygulanması sırasında, öğrencilerin problemin çözümüyle ilgili olarak akıllarına gelen fikirleri belli bir süre (kısa bir süre 2-3 dk.) içinde doğrudan söylemesi, tüm fikirlerin kayıt altına alınması, öğrencilerin fikirlerini söylemesi aşamasında öğretmenin hiçbir şekilde öğrencilerin fikir ya da düşüncelerini eleştirmemesi gerekir. Önemli olan fikirlerin niteliği değil niceliğidir. Tüm fikirler toplanarak not edilir ve üzerinde değerlendirmeler yapılarak sonuçlara ulaşılır. Çok kalabalık gruplarda uygulanması zordur.

2. GÖSTERİ

Sınıf içi iletişimi artıran hem görme hem de işitme duyularının etkin olarak kullanıldığı bir tekniktir. Bu teknikte öğrencilere fiziksel ya da zihinsel beceriler kazandırılırken öğretmen, çalıştırıcı, usta ya da sanatçı kazanımlar ile ilgili işlem basamaklarını araç-gereç, maket, model ya da materyal kullanarak göstermelidir. Materyal üzerinde gösterimi yapan öğretmenin yerine göre uygun açıklamalarda bulunması gereklidir. Materyal kullanmak gerektiğinden dolayı okulun imkânları bu tekniği kullanmada bir sınır oluşturabilir. Gösteri yapan öğretmenin önceden bir hazırlık yapması gereklidir. Eğer gösteri sırasında açıklamalar yerinde kullanılmazsa ya da öğrenciye gösterinin her bir adımında soru sorulmazsa gösteri anlamadan çok ezberleme ya da taklit etme ile sonuçlanabilir. Bu sebeple gösterinin görsel kısmı ile işitsel kısmının tutarlı olması önemlidir. Gösteri fazla zaman alabilir. Ayrıca kalabalık sınıflarda uygulanması zordur. Eğer gösteri karmaşık işlemlerden oluşuyorsa işlemler basamaklara ayrılabilir. Örneğin “polenlerin başka çiçekleri tozlaşma yoluyla döllemesi” konu kapsamında yer alıyorsa materyal olarak polenleri net olarak seçilebilen bir çiçek kullanılabilir.

3. SORU-YANIT TEKNİĞİ

Bu yöntem sözel bir etkileşim yöntemidir. Öğrencilere sorulan soruların niteliğine göre her düzeydeki öğrenmeyi ortaya çıkarmada kullanılabilir. Öğrencinin konuyu tam olarak anlayıp anlamadığını, eleştirel düşünmeyi ve dersin etkili olup olmadığı hakkında dönüt verir. Ayrıca öğretmen öğrencilerin düşünmelerini, dinleme becerilerini ve öğrenmelerini değerlendirebilir. Ezber düzeyi sorulardan daha çok öğrencilerin üst düzey becerilerini ölçmeye yönelik soruların kullanılması gereklidir. Öğretmen soruları açık, anlaşılır ve net olarak sormalıdır. Öğrencilere düşünmeleri için yeteri kadar süre vermelidir. Soru hazırlamak zor bir iştir. Eğer sorular öğrenciler tarafından yanlış olarak yanıtlanırsa güven ve zaman kaybına yol açabilir. Öğrencilerin sorulara yanıt verirken kendi ifadelerini kullanmaları önemlidir. Soru-yanıt tekniğini kullanırken dikkat edilmesi gereken durumlar aşağıda açıklanmıştır.

  • Sorular önceden planlanmalıdır,
  • Açık ve anlaşılır olmalıdır,
  • Sorular öğrencilerin kapasitelerine ve düzeylerine uygun olmalıdır,
  • Sorular mantıklı ve bir amaca yönelik olarak belirlenmelidir,
  • Öğrenci katılımını teşvik eder,
  • Öğrencilerin soru sormaları da desteklenmelidir,
  • Yanıtı çok açık olan ya da “evet-hayır” şeklinde yanıtlanabilecek sorulardan kaçınılmalıdır,
  • Mümkün olduğunca öğrenciye ismiyle hitap edilmelidir,
  • Soru sorma hızlı ve canlı bir şekilde yapılmalı öğrencilerin dikkatinin dağılmasına izin verilmemelidir,
  • Yanlış olarak verilerden sonra doğru yanıt verilmemeli, aynı soru başka bir öğrenciye sorulmalıdır,
  • Sorunun yanıtını öğrencilerin birlikte söylemesine izin verilmemelidir,
  • Sorulara yanıt için söz verme işlemi adil olarak yapılmalıdır,
  • Özellikle başarısız ve çekingen öğrencilerin doğru verdikleri yanıtlar desteklenmeli ve pekiştirilmelidir.

Soru Türleri

  1. Bilişsel bellek / ezber / bilgi düzeyi sorular: Ezberden ya da doğrudan bilgi düzeyindeki kazanımları kullanarak yanıt verilen sorulardır.

Örneğin;

  • Fransa’nın başkenti neresidir?
  • Cumhuriyet hangi yılda ilan edilmiştir?
  • Atatürk kaç yılında doğdu?
  1. Kavrama düzeyi / birleştirici sorular: Öğrencilerin bilgi düzeyindeki kazanımlarını kullanarak açıklamalar yaptığı, çıkarımlarda bulunduğu sorulardır.

Örneğin;

  • Paris ve Milano şehirlerinin benzerlikleri nelerdir?
  • Öğrencilerin bir sınavdan aldıkları notların aritmetik ortalaması 70, modu 80 ve medyanı 75 olduğuna göre bu sınav hakkında hangi yorumlar yapılabilir?
  1. Genişletici / analiz-sentez düzeyi sorular: Öğrencilere soruları yanıtlamada esnek davranılan ve üst düzey bilişsel becerilerini belirlemek için kullanılan sorulardır.

Örneğin;

  • Öğretmen adaylarının atanması ile ilgili problemleri ortadan kaldırmak için neler yapılabilir?
  • KPS sınavının kapsamı her yıl genişlemektedir. Bu konu ile ilgili olarak nasıl bir düzenleme yapılmasını önerirsiniz?
  1. Değerlendirme düzeyi sorular: Öğrencilerin kişisel düşüncelerinin, değerlendirmelerinin, eleştirilerinin ve karşılaştırma sonuçlarının ortaya konulduğu sorulardır.

Örneğin;

  • Çevre kirliliğini önlemek için en iyi yol sizce nedir?
  • Hangi öğretim yaklaşımının en iyi öğrenmeyi sağlayacağını düşünüyorsunuz?

4. SOKRATİK TARTIŞMA (DOĞRUYU BULDURMA) TEKNİĞİ

Bu teknik Sokrates’in Sofist’lerle geçen diyaloglarında kullandığı yaklaşımı temel alır. Sokrates’in bu tekniği kullanarak yaşamında hiç geometri dersi almamış bir köleye geometri teoremini çözdürmüş olması, öğretmenlerinde bu tekniği başarıyla uygulayarak öğrencilerine bilgiyi buldurabileceklerinin göstergesidir. Bu teknikte öğretmen kesinlikle bilgi aktarmaz, bir şey öğretmez sadece anımsatır. Öğretmen sadece sorular sormalı, öğrenciyi yönlendirmeli ve doğruyu buldurmalıdır. Bu teknik buluş yoluyla öğretim içinde tümevarım yaklaşımının kullanılmasıyla gerçekleştirilir. Sokratik tartışmada izlenmesi gereken adımlar aşağıda açıklanmıştır.

  • Öğretmen ve öğrencinin karşılıklı konuşmasıyla başlar,
  • Öğrencinin bir düşüncesiyle ilgili olarak öğretmen sorular yöneltir, bu sorular öğrencinin uzun cevaplar veremeyeceği genellikle “zorunlu olarak, ister istemez, evet, hayır, ona ne şüphe, elbette, öyledir” gibi kısa yanıtlar verebileceği nitelikte olmalıdır,
  • Böylece öğretmen adım adım kendi düşüncelerini öğrenciye kabul ettirir,
  • Tartışmaya öğretmen yön verir ve öğrenciye doğruyu buldurur.

5. SOKRAT SEMİNERİ

Sokratik tartışmayı temel alır. Uygulama bakımından farklıdır. Analiz düzeyindeki kazanımlara ulaşmada etkilidir. Ayrıca mantıklı ve tutarlı konuşmalarını ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirir. Bir metindeki düşünceleri öğrenciye buldurmak için düzenlenen bir seminer şeklinde gerçekleşir. Öğretmen öğrencilere metinle ilgili sorular sormalı, semineri yönetmeli ve öğrencileri desteklemelidir. Bu tekniğin uygulanmasında aşağıda açıklanan adımlar izlenir.

  • Seminer konusu metin öğrenci seviyesinin üstünde seçilmelidir.
  • Öğrencilerin üzerinde tartışılacak metinle ilgili önbilgilere sahip olması gereklidir. Metin öğrencilere dağıtılarak dikkatlice okumaları sağlanmalıdır.
  • Öğrenciler daire şeklinde oturur.
  • Lider açılış sorusunu gruba sunar ve tartışmayı başlatır.
  • Öğrenciler söz almadan konuşabilir fakat başka bir konuşmacının sözü kesilmemelidir.
  • Tartışma sonunda öğrenciler hem bireysel olarak hem de grup olarak tartışmayı değerlendirir.

6. DRAMA-ROL OYNAMA

Drama, insanın kendini başkasının yerine koyarak çok yönlü gelişmesini (empati kurma), öğrenme ortamlarında aktif rol almasını, kendini ifade edebilmesini, yaratıcı olmasını, yaşamı çok yönlü algılamasını ve öğrenme isteğinin artmasını sağlayan bir tekniktir. Ayrıca öğrencilerin problem çözme ve iletişim kurma becerilerini de geliştir.

  1. Doğal drama / doğaçlama: Öğrencilerin yaratıcılık özelliklerini ve düş güçlerini geliştirmek için bir kimliğe bürünerek gerçek bir yaşam sorununu betimlediği, kendilerini diledikleri gibi ifade ettikleri etkinliktir.
  2. Biçimsel / formal drama: Öğrencilerin, öğretmen kontrolünde bir senaryoya bağlı olarak yaptıkları drama etkinliğidir.

Rol yapma / oynama: Öğrencilerin belli bir durumu, koşulu ya da düşünceyi oyun şeklinde anlattığı öğrenci merkezli bir etkinliktir. Öğrencilerin rollerine iyi hazırlanmaları önemlidir.

7. BENZETİM / SİMÜLASYON TEKNİĞİ

Bu teknik her alanda kullanılabilinecek bir özelliğe sahiptir. Özellikle öğrencinin gerçek ortamda demeyim yaşadığında olumsuz durumların ortaya çıkabileceği, gerçek materyallerin kullanılmasının güç, tehlikeli ve ekonomik maliyetin yüksek olduğu durumlarda kullanılır. Gerçek ortamın yapay bir şekilde simüle edilerek kullanılmasını gerektirir. Öğrencilerin ilgilerini çekmek, gerçek ortamda kullanmadan araçların işlevlerini öğrenmek, kazaların ve harcamaların en aza indirilmesini sağlamak için oldukça kullanışlıdır. Fakat yapay ortamların gerçeği birebir olarak temsil etmesi mümkün değildir. Katılımcılar benzetimlerden sonra ne olduğunu yansıtırsa öğrenmiş olurlar. Benzetimlerin küçük gruplarla yapılması öğrencilerin aktif katılımlarını sağlamak açısından önemlidir. Kazanılan becerilerin gerçek dünyada uygulanması beklenir.

Örneğin; öğrencilerle bir deprem anının simüle edilmesi, pilot yetiştirmede öncelikle simülatörlerin kullanması, bir fizik deneyinde bilgisayar simülasyonuyla parçacıkların çarpıştırılmaları, tarım dersinde bikri yetiştirmek için yapılması gerekenlerin bir bilgisayar simülasyonu yardımıyla yapılması (Facebook→Farmville ☺),

8. MİKRO ÖĞRETİM TEKNİĞİ

Öğretmen adaylarının hizmet öncesi eğitimde öğretmenlik mesleğiyle ilgili gelişimlerini üst düzeye çıkarmak için kullanılan bir tekniktir. Bu teknik, öğretmen adaylarının öğretmenlik yaşamlarında göstermeleri gereken davranışların kazandırılmasına, pratik yapmalarına ve eksikliklerini gidermelerine odaklanır. Teknik aşağıda açıklanan adımlar kullanılarak uygulanır.

  • Öğretim elemanının da içinde bulunduğu 1-5 kişilik küçük bir grup oluşturulur.
  • Dersi anlatacak öğretmen adayının herhangi bir konuyla ilgili kısa bir ders planı hazırlaması gerekir.
  • Öğretmen adayı hazırladığı ders planı çerçevesinde konusunu grup üyeleri önünde anlatır. Öğretmen adayının anlatımı videoyla kaydedilir.
  • Öğretmen adayı anlatımını bitirdikten sonra video kayıtları tüm grup tarafından birlikte izlenilir.
  • İzlenilen dersin tüm grup üyeleri tarafından değerlendirilmesi, eleştirilmesi ve eksikliklerin belirlenmesi sağlanır.
  • Dersin eleştiriler ve değerlendirmeler doğrultusunda yeniden hazırlanması ve işlenmesi gerçekleştirilir.

9. ALTI ŞAPKALI DÜŞÜNME TEKNİĞİ

Edward De Bono tarafından 1999 yılında geliştirilmiştir. Öğrencilere üst düzey düşünme becerilerini kazandırmaya odaklanır. Belirlenen kazanımlar en az uygulama düzeyindedir. Öğrencilerin analiz, sentez ve değerlendirme düzeyindeki davranışları göstermeleri de beklenir. Teknikte çok yönlü ve yaratıcı düşünme temel alınmıştır. Sınıfta bu tekniği kullanmak için tek bir çözüme sahip olan olgular seçilmesi tekniğe uygun değildir. Teknik öğrencilerin derse aktif katılımını sağlar ve onların farklı düşüncelerinin ortaya çıkarılmasına katkı sağlar. Ayrıca öğrencilerin düşüncelerini tanımlaması, analiz etmesi ve başkalarının düşünceleri ile empati kurmasını sağlar. Bu teknikte farklı düşünme şekillerini simgeleyen şapkalar vardır. Sınıfta uygulanması iki farklı şekilde oluşturulabilir.

  1. Öğrencileri 6 kişilik gruplara ayırarak gruptaki her öğrencinin farklı bir şapkanın penceresinden düşünceleri ortaya koyması istenebilir.
  2. Sınıfın tamamı tek bir grup olarak düşünülürse, “şimdi hep birlikte pembe şapkalarımızı takıyoruz” gibi bir açıklamayla her şapkanın düşünce penceresinden bakış açısı oluşturma şeklinde de kullanılabilir.
  • Beyaz şapka: Objektifliği ve tarafsızlığı temsil eder. Bu şapkanın penceresinden bir problem durumuna ilişkin düşüncelerin ortaya konulmasında olaylara gerçek ve nesnel açıdan bakılır.
  • Sarı şapka: İyimser şapka olarak da bilinir. Olaylara iyi yönlerinden bakmayı ve düşünceleri bu şekilde ortaya koymayı gerektirir. Polyanna’cı şapka da denebilir.
  • Yeşil şapka: Yaratıcılık şapkası olarak da tanımlanabilir. Yaratıcı düşünceleri, önermeleri, tahminleri, seçenekleri ve fikir üretimini ortaya koymayı gerektirir.
  • Kırmızı şapka: Duygusal zekâyı temsil eder. Sezgisel hisleri, içgüdüyü ve duyguları temel alır. Problemlere duygusal açıdan odaklanmayı gerektirir.
  • Siyah şapka: Kötümser şapka olarak da tanımlanabilir. Olaylara tutucu, karamsar, şüpheci ve riskler açısından bakmayı gerektirir. Olayların olumsuz etkilerini görmeye odaklanır.
  • Mavi şapka: İşlevsel zekâyı temsil eder. Değerlendiren şapka olarak da tanımlanabilir. Olayları eldeki veriler ışığında değerlendirmeyi ve bu yönde bir düşünce oluşturmayı gerektirir. Bu aşamada öğretmenin düşünceleri değerlendirmesi ve özetlemesi vardır.

10. ALTI AYAKKABILI UYGULAMA TEKNİĞİ

Bu teknik altı şapkalı düşünme tekniğinde oluşturulan düşüncelerin uygulanması üzerine odaklanmıştır. Altı şapkalı düşünme ve altı ayakkabılı uygulama teknikleri birleşerek lateral düşünme yaklaşımını oluşturmaktadır. Ayakkabı ayağa giyildiği için uygulamayı temsil eder ve her uygulama farklı bir ayakkabı ile ilişkilendirilmiştir.

  • Lacivert ayakkabı: Rutin işleri ve resmi prosedürlerin uygulanmasını temsil eder.
  • Gri spor ayakkabı: Spor ayakkabı genellikle spor yaparken giyildiği ve hareket etmeyi temsil ettiği için kullanılmıştır. Bu ayakkabının görevini hatırlamak için “Ne siyah ne beyaz (gri) karar verebilmek için veriye ihtiyacım var veri toplamalıyım!” şeklinde bir bağlantı kurulabilir. Problemin çözümü için verilere ihtiyaç vardır. Bu ayakkabı problemin çözümü için veri toplama işini uygulamayı simgeler.
  • Kahverengi yürüyüş ayakkabısı: Yürüyüş ayakkabısının esnekliğinden dolayı problemlerin çözümlerine ulaşırken ya da çözümü uygularken inisiyatifler almayı, sonuçlara ulaşmada esnek olmayı temsil eder.
  • Turuncu lastik çizme: Sorunla ilgili tehlikeli durumlara dikkat çekmeyi, acil olarak yapılması gereken müdahaleleri ve uygulamada güvenliği sağlamayı temsil eder.
  • Mor binici çizmeleri: Sorunun çözümünde otoriter uygulamalarda bulunmayı ifade eder.
  • Pembe ev terliği: Problemi kendi problemimiz gibi kabul edip korumayı ifade eder. Bir başka deyişle problemi sahiplenme uygulaması olarak da düşünülebilir.

11. EĞİTSEL OYUNLAR

Öğrencilerin psikomotor, zihinsel, sanatsal ve estetik nitelikleri ile becerilerini geliştiren, öğrenme ortamını zevkli hale getiren uygulamalardır. Her oyun öğrencilerin bazı kazanımlara ulaşmasını sağlamak için kullanılmalıdır. Öğrencilerin bilgileri rahat bir ortamda pekiştirmesine imkân tanır. Bu teknik, dersteki konuların daha ilgi çekici hale gelmesini ve pasif olan öğrencilerin derse katılmalarını destekler. Eğitsel oyunların derste uygulanmasında dikkat edilmesi gereken özellikler aşağıda açıklanmıştır.

  • Oyunun bir amacı olmalıdır,
  • Öğretmenin dikkatli bir planlama yapmasını gerektirir,
  • Oyunlar ilgi çekici ve öğrenci düzeyine uygun olmalıdır,
  • Oyun açık ve net olmalı, öğrenciler oyunun kurallarını bilmelidir,
  • Öğrencinin kendini rahat hissetmesi sağlanmalıdır,
  • Çok zaman almamalıdır,
  • Öğrencilerin istenmedik davranışlar kazanmalarına neden olmamalıdır,
  • Öğrenciyi tehlikeli durumlara sokacak niteliğe sahip olmamalıdır,
  • Eğitici yönü baskın ve öğrencinin zevk alabileceği özelliklere sahip olmalıdır.

12. EKİPLE ÖĞRETİM TEKNİĞİ

Okuldaki öğretmen ya da ilgililerin öğrenme için gerekli etkinlikleri planlamada, hazırlamada ve sunmada işbirliğini kullanmaları üzerine odaklanır. Örneğin 23 Nisan’da yapılacak etkinlikleri her ders için ayrı ayrı planlamak yerine bir piyesle ortaya koymak için bu teknik kullanılabilir. Türkçe dersi öğretmeni piyesin edebi metinsel bölümünü, sosyal bilgiler dersi öğretmeni edebi metnin tarihsel boyutunu, resim dersi öğretmeni piyeste kullanılması uygun olan renkleri ve dekorları, beden eğitimi dersi öğretmeni piyesin motor becerilerini oluşturmada işbirliğine giderek ortak bir planlama yapabilir. Bu tekniğin diğer temel özellikleri aşağıda açıklanmıştır.

  • Okuldaki öğretmenlerden en verimli şekilde yararlanmayı sağlar,
  • Konu tekrarını azaltarak zamandan ekonomi sağlar,
  • Öğretmenler arasında işbirliğinin gelişmesini sağlar,
  • Öğretmenlerin sosyal ilişkilerini geliştirir,
  • Başarıyı artırır,
  • Okulun imkânlarıyla sınırlıdır,
  • Uygulanmasında konu yaklaşımı ya da konuların ardı ardına gelmesi temel alınabilir.

13. GÖRÜŞ GELİŞTİRME TEKNİĞİ

Öğrencilerin küçük gruplarla değil sınıfça katıldığı, eğitim ortamında yapılan bir düşünce alışverişinde, düşünceleri tartışmak için kullanılan bir tekniktir. Münazaradan tamamen farklıdır. Bu teknikte 3-5 farklı görüş ve bu görüşlere katılan ve savunan öğrenciler vardır. Çelişkili karşıt görüşler içeren konular üzerinde yapılması uygundur. Tartışma sonunda kazanan ya da kaybeden bir görüş yoktur. Bir görüşü savunan öğrenci ya da öğrencilerin görüş değiştirebilmesi hatta savunduğu görüşün tam zıttı olan görüşe geçebilmesi mümkündür. Öğrencilerin kendi görüşlerini savunurken arkadaşlarını ikna edebilme şansları vardır. Bu tekniğin uygulanmasında bireylere değil görüşlere karşı çıkılması vardır. Görüşler “tamamen katılıyorum, katılıyorum, kararsızım, katılmıyorum, tamamen katılmıyorum” şeklinde olabilir. Tekniğin oturarak değil ayakta uygulanması önerilir.

14. İSTASYON TEKNİĞİ

Öğrencilere en az uygulama düzeyindeki hedefleri kazandırmada etkilidir. Öğrenci merkezli bir etkinliktir. Öğrencilere yeni bir konu öğretmede etkili olarak kullanılabilir. Sınıfta en az üç istasyon oluşturulur. Her bir istasyon öğrencilerin farklı öğrenme aktivitelerini adım adım gerçekleştirebilecekleri birer merkezdir. Her istasyonda o istasyonda yapılacak etkinlik için kullanılması gereken materyaller bulunur. Öğrenciler istasyon sayısı kadar gruba ayrılır. Grupların her istasyonu dolaşması ve etkinlik yapması gerekir. Her istasyonda öğrencilerin 10 dakika çalışması gerekir. Öğrencilerde işbirliği, yaratıcılık, başlanmış bir işe katkı getirme ya da sonuçlandırma, katılımdan keyif alma, kurallara uyma, iletişim becerilerini geliştirmeyi sağlamada etkilidir. Çekingen öğrencileri sürece aktif katılımını sağlar. Her gruba bir istasyon şefi ya da gözlemci atanır. Şef gruba kılavuzluk yapar ve iş bitince ürünleri toparlar. Bu tekniğin en önemli sınırlılıkları arasında, tüm sınıfın uygulamaya katılmasının getirdiği zorluk, her gruptaki tüm öğrencilerin sürece etkin katılımının sağlanması açısından yaşanan zorluk, gürültü ve kargaşaya yol açabilmesi söylenebilir.

15. KONUŞMA HALKASI TEKNİĞİ

Sınıfta sıklıkla kullanılabilen, duyuşsal alanda görüş farklılıklarını görme, farklı görüşlere saygı duyma gibi kazanımlara ulaşmada etkilidir. Ayrıca öğrencilerin empati kurmalarını sağlamayı da amaçlar. Öğrencilerin daire şeklinde oturmaları için sınıf düzeni oluşturulur. Öğrencilere bir problem, gerçek bir yaşam öyküsü, film, masal vb. bir sunum yapılarak etkinliğe başlanır. Uygulamada;

  • Yakın arkadaşların yan yana gelememesine dikkat edilir, oturma düzeninde kız-erkek ayrımı yapılmaz öğrencilerin karışık oturmalarına dikkat edilir,
  • Uygulama sırasında uyulacak kurallar açıklanır ya da tahtaya yazılır,
  • Öğrencilerin birbirlerinin yüzüne bakarak konuşması sağlanmalıdır,
  • Her bir soru tüm öğrenciler tarafından yanıtlandıktan sonra diğer soruya geçilir,
  • Silgi, kalem gibi bir cisim seçilerek bu cismi elinde tutan kişinin konuşması istenir,
  • Bir kişi konuşurken diğer öğrencilerin konuşmasına ya da tartışmasına izin verilmez,
  • Öğrencilerden konuşmak istemeyenler varsa konuşmaları yönünde baskı yapılmaz ancak utangaç ya da çekingen öğrenciler konuşmaları için desteklenir,
  • Konuşmalar tamamlandığında öğretmende görüşlerini belirtir ve konuyu özetleyerek etkinliği bitirir.

16. ÖĞRENME HALKASI TEKNİĞİ

Piaget’in bilişsel gelişim yaklaşımı temel alınarak geliştirilmiştir. Bu teknikte öğrencilerin kendi yaşantılarıyla bilgilerini görmesi, yeni bilgileri farklı etkinliklerle algılaması ve bilgiyi yapılandırarak kullanması üç aşamada gerçekleştirilmeye çalışılır. Süreç tekrar uygulanarak döngüsel şekilde kullanılabilir.

  • Birinci Halka (İnceleme ya da veri toplama): Öğrencilere materyal kullanılarak farklı etkinlikler yaptırılır.
  • İkinci Halka (Yeni kavramların tanıtımı): Öğrencilerin yine materyaller ve farklı etkinlikler kullanarak yeni kavramlarla ilgili deneyimler yaşaması sağlanır.
  • Üçüncü Halka (uygulama): Öğrenmenin transferi olarak düşünülebilir. Bu aşamada öğrencilerin yeni öğrendikleri kavramları farklı durumlar ya da problemlerde kullanmaları sağlanır.

17. AKVARYUM (FISHBOWL) TEKNİĞİ

Öğrencilerin ilgi duyduğu ya da üzerinde anlaşmaya varamadığı konuların öğretiminde etkili bir tartışma tekniğidir. Öğrencilerin tartışma ve grupla çalışma becerilerini geliştirmek için de kullanılır. Tartışmayı yapılandırmak için önceden bir soru listesi hazırlamak gereklidir. Sınıfta uygun bir yere bir çember çizilerek ortasına bir sandalye konulur. Konu hakkında yorum yapmak ya da soruya yanıt vermek isteyen öğrenci sandalyeye oturur ve düşüncesini söyler. Çemberin dışındaki öğrenciler gözlemcidirler. Açıklama yapan öğrenciyi dikkatle gözler ve not alırlar. Öğrencinin açıklama yaptığı süreçte gözlemcilerin sessiz olması ve sadece dinlemesi gerekir. Tartışma sonunda sınıfta tartışmanın özeti sunularak etkinlik tamamlanır. Bu tekniğin kullanılması için öğrencilerin yeterli düzeyde önbilgiye sahip olmaları gereklidir. Ayrıca, öğrencilerin görüşlerini açıkça belirtmeleri için rahat bir sınıf ortamı oluşturmak önemlidir.

18. ÖYKÜ OLUŞTURMA

Herhangi bir konu ile ilgili olarak öğrencilerin bir araya gelmesi ve giriş, geliştirme, sonuç bölümleri içeren yazılı çalışmalar yapmasını sağlamaya odaklanır. Öykü oluşturmada, öğrencilere verilen çeşitli sözcükler, kısa cümleler, resim, fotoğraf ya da gazete haberi ya da yarım bırakılmış bir karikatür kullanılabilir. Uygulanması sırasında;

  • Öğrenciler 3-5 kişilik gruplara ayrılır,
  • Öğrencilere bir öykü okunarak yarım bırakılan yerden devam etmeleri gibi bir bilgilendirme verilir,
  • Gruplara öyküyü oluşturmak için 15-20 dakika süre verilir,
  • Her grubun oluşturduğu öykü grup üyesi bir öğrenci tarafından okunur,
  • Öyküler üzerinde öğrencilerin değerlendirmeleri alınarak etkinlik tamamlanır.

19. ARKASI YARIN TEKNİĞİ

Bir film ya da öykü sınıfa sunularak en can alıcı noktasında kesilir. Öğrencilere “Bu noktadan sonra ne olabilir?” sorusu sorularak yanıtlar alınır. Tüm yanıtlar gerekçeleriyle birlikte tahtaya yazılır. Film ya da öyküye kaldığı yerden devam edilir. Böylece öğrencilerin film ya da öykünün devamını kendi görüşleriyle karşılaştırmaları sağlanır. Bu teknikte kullanılacak film ya da öykünün, öğrencilere kazandırılmak istenen davranışlara, yaşlarına ve cinsiyetlerine aynı zamanda genel ahlak kurallarına uygun olmasına dikkat edilmelidir. Bu teknikte film ya da öykünün sonu öğrencilere bırakılabilir. Böyle bir durumda öğrencilerin öykü ya da filmi en az üç farklı sonuçla tamamlamaları sağlanmalıdır.

20. KARTOPU TEKNİĞİ

Bir problem ya da konu ile ilgili olarak önce bir öğrencinin, sonra iki öğrencinin ve devamında ikinin katları şeklinde artan sayıda öğrencinin tartışması ve karara varması için kullanılan bir tekniktir. Tartışma için belli bir süre belirlenmeli ve bu süreye sadık kalınmalıdır. Öğrenci sayısının sürekli artmasından dolayı kartopu tekniği adı verilmiştir. Tartışmaya tüm öğrencilerin katılmasını sağladığı için yeni fikirlerin ortaya çıkarılmasında etkili bir tekniktir.

21. KAVRAM KARGAŞASI YARATMA TEKNİĞİ

Bu tekniğin en önemli amacı, öğrencilere sahip olduğu bilgilerin yanlış olabileceğini göstermek, onları düşünmeye sevk etmek ve problem çözme yeteneklerini geliştirmektir. Öğrencilerin bir konuyla ilişkili sahip oldukları bilimsel fikirlerden yararlanarak bunların yanlış olabileceğini göstermek, doğru bilimsel bilgileri onlara göstererek yanlış bilgilerini düzeltmek amaçlanır. Uygulama sırasında, öğrencilerin önceden sahip oldukları yanlış bilgileri ortaya çıkarmak, doğrularını açıklamak ve öğrencilerin yaşayacakları bilişsel karmaşadan yararlanarak doğru bilgileri öğrenmelerini sağlamak amaçlanır. Örneğin ölçme ve değerlendirme kapsamında ölçüm, ölçme, ölçüt, ölçek, ölçme kuralı, gibi kavramların yanlış öğrenilebilmesi ya da karıştırılması mümkündür. Bu bilgilerin doğru olarak kavranılmasını sağlamak için bu teknikten yaralanılabilir. Tekniğin kullanılmasında;

  • Zihinsel karmaşa yaratmanın kolay olmaması,
  • Öğrencinin yanlış öğrenmelerini görmezden gelmesi ve karmaşa yaratılan durumun içine girmemeye çalışması tekniği uygulamayı zorlaştırabilir.

22. KAVRAMSAL KARİKATÜR TEKNİĞİ

Öğrencilerin sahip oldukları doğru bilgileri ve kavram yanılgılarını ortaya çıkarmak amacıyla karikatürize edilmiş insan, bitki, hayvan karakterlerinin kullanılarak gerçekleştirilen bir tekniktir. Bu teknikte karikatürler kullanılarak öğrencileri düşündürmek amaçlanır. Bilimsel konulara karikatürlerle alternatif bir bakış açısı oluşturularak karikatürleri birbiriyle konuşturma, tartıştırma gibi etkinlikler planlanabilir. Öğrencilerin karikatürler yoluyla bir kavram ya da durumla ilgili tartışmaya başlaması ve akabinde onları araştırmaya sevk etmek önemlidir. Karikatürler görsel bir özelliğe de sahip olduklarından özellikle soyut konuların öğretilmesinde kullanılması uygundur. Örneğin matematik ve fen derslerindeki kavramların öğretiminde etkili olarak kullanılabilir.

  • Görsel ve ilgi çekicidir,
  • Öğrenciler kendilerini güldüren figürlerden hoşlanırlar,
  • Görselliğe dayalı zengin bir öğrenme ortamı oluşturur.

23. KÖŞELENME TEKNİĞİ

Sınıfta, yanıtı çok belirgin olmayan konuların öğretiminde kullanılabilir. Öğrencilerin, bir konu ya da problem durumuyla ilgili veri toplayarak farklı çözümler üretmelerini ve bunları savunmalarına odaklanır. Teknik uygulanırken sırasıyla;

  • Uygun bir problem seçilerek öğrencilere sunulur,
  • Olası çözümler listelenir,
  • Çözümler kartonlara yazılarak sınıfın çeşitli köşelerine (bölümlerine) asılır,
  • Öğrenciler kendileri için en uygun buldukları çözümün bulunduğu köşede toplanırlar,
  • Her köşede toplanan öğrenciler kendi aralarında neden bu köşeyi seçtiklerini tartışarak gerekçeler hazırlarlar,
  • Her köşeyi seçen öğrenciler kendi gerekçelerini sınıfa sunarlar ve tartışarak değerlendirme yaparlar.

24. DEDİKODU TEKNİĞİ

Öğrencilerin aktif olarak grupla çalışma, fikirlerini açıklama, fikir alışverişi yapma becerilerini artırmak için kullanılır. Öğrenciler önce ikili gruplar oluşturarak bir konu ya da problem durumu ile ilgili düşüncelerini birbirlerine açıklarlar. Öğrenciler birbirinden ayrılarak yeni ikili gruplar oluşturur. Yeni grup arkadaşına düşüncelerini iletirler ve birbirlerine katılıp katılmadıkları noktaları oluştururlar. Sürecin sonunda oluşan tüm düşünceler sınıfça tartışılarak konu ya da problem durumu ile ilgili değerlendirme ve özetleme yapılır. Be teknikte ortaya çıkan problemler;

  • Öğrencilerin fikirleri kabul ettirmede ısrarcı olması,
  • Öğretmen için sınıf düzenini sağlamayı ve sınıf yönetimini zorlaştırması.

25. KART GÖSTERME TEKNİĞİ

Öğrencilerin öğrenme ortamına etkin katılımlarını sağlama, öğrendiklerini gözden geçirme, değerlendirme yapma, karar verme becerilerini geliştirmeye odaklanır. Teknik uygulanırken önce öğrencilere çeşitli renklerde 3-5 adet kart dağıtılır. Her kartın renginin farklı anlamları vardır:

Örneğin,

  • Yeşil Kart : Tamamen katılıyorum.
  • Mavi Kart : Katılıyorum.
  • Beyaz Kart : Kararsızım
  • Sarı Kart : Katılmıyorum.
  • Kırmızı Kart : Kesinlikle katılmıyorum.

Kartlar öğrencilere dağıtıldıktan sonra öğretmen konuyla ilgili bazı bilgiler verir. Her bilginin sonunda öğrenciler kısa bir süre düşündükten sonra kartını kaldırır ya da sırasının üzerine koyar. Her öğrencinin neden o kartı seçtiğini açıklaması gereklidir. Uygulama ile öğretmenin öğrencilerin görüşleri hakkında bilgi sahibi olması, sınıf genelindeki doğru ve yanlış düşünceleri belirlemesi mümkündür.

26. TEREYAĞI-EKMEK

Analiz, sentez ve değerlendirme gibi üst düzey düşünme becerilerini geliştirmeye odaklanır. Öğrencilerin bir soru ya da konu üzerinde önce tek başlarına düşünmelerini, ardından diğer öğrencilerle düşüncelerini paylaşmalarını sağlar. Düşünceler paylaşıldıktan sonra tartışılır. Ulaşılan sonuç sınıfta belirlenir. Öğrencilerin hem düşünme hem de düşüncelerini paylaşmalarını sağladığı için bu ad verilmiştir. Örenciler düşüncelerini destekleme ve eksiklerini öğrenme şansı bulurlar. Ayrıca bu teknikle öğrencilerin bir konuyla ilgili birden fazla düşünce olabileceğini görmeleri sağlanır.

27. ELMA DERSEM GİT, ARMUT DERSEM KAL TEKNİĞİ

Tüm öğrencilerin aktif bir şekilde derse katılmasını, işlenen bir konunun gözden geçirilmesi ve değerlendirme yapılmasını sağlamak için kullanılır. “ELMA” doğruyu, “ARMUT” yanlışı simgeler. Tekniğin uygulanmasından önce işlenmiş olan bir konuyla ilgili DOĞRU ve YANLIŞ bilgiler kartonlara yazılarak sınıfta herkesin görebileceği yerlere asılır.

  • Öğrenciler tek başlarına ya da küçük gruplar halinde sınıfta asılan bilgilerin doğruluğu ya da yanlışlığı ile ilgili kısa değerlendirmeler yaparlar,
  • Değerlendirme işleminden sonra bir öğrenci kalkarak sınıfta asılı duran kartonları toplamaya başlar,
  • Kartonları toplayan öğrenci doğru bir bilgiyi açıklayan bir kartonun önüne geldiğinde öğrenciler “ELMA” eğer yanlış bir kartonun önündeyse “ARMUT” diye bağırarak bilginin doğruluğu ya da yanlışlığı hakkında dönüt verirler,
  • Eğer bir kartonda yazılı bilgi için hem “ELMA” hem de “ARMUT” diyen öğrenciler varsa sınıfta bu bilgiyle ilgili bir tartışma açılır ve sınıfça doğru karar belirlenir.

28. PAZARYERİ TEKNİĞİ

Öğrencilerin birbirlerini tanımasını, birbirlerinin görüşlerini ve çözümlerini görmesini, karşısındakini dinleme ve anlamalarını, yorum, açıklama ya da düzeltme sürecinde anlatma yeteneklerini geliştirmeyi amaçlayan bir tekniktir. İki aşamada uygulanır.

  • 1. Aşama: Öğrencilere birer kağıt dağıtılarak kağıtlarına, bir soruna yönelik çözüm önerilerini ya da başından geçen ilginç bir olayı ve önerilerini yazmaları istenir.
  • 2. Aşama: Öğrenciler görüşlerini kâğıtlara yazdıktan sonra kâğıtları üzerlerine iliştirerek sınıfta dolaşmaya başlarlar. Öğrenciler arkadaşlarının üzerinde yazanları okurlar, eğer ilgilendikleri bir konu ise sorular sorarak bilgilenirler. İsterlerse kâğıtlarını birbirleriyle değişebilirler. Bu teknikte bilgi değişiminin çok olması istenen bir durumdur.

Tekniğin sınırlıkları arasında, öğrencilerin metinlerini kendilerinin oluşturması gerektiğinden, çekingen ya da düşündüğünü yazmada başarılı olamayan öğrenciler uygulamadan uzaklaşması, eğer öğrenciler birbirlerinin metinlerini düzeltirken yanlış yaparlarsa bilgiyi yanlış olarak öğrenebilmeleri vardır.

B. BİREYSEL ÖĞRETİM TEKNİKLERİ

1. BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ ÖĞRETİM SİSTEMİ (KELLER PLANI)

Caroll’ın “Okulda Öğrenme Modeli” temel alınarak Keller tarafından geliştirilmiştir. Bir sınıfta yavaş ve hızlı öğrenen öğrenciler vardır. Sınıftaki öğrenci sayısı arttıkça öğrencilere ayrılan süre doğal olarak azalır. Ayrıca öğrenciler arasındaki bireysel farklılıklarda sınıfın tamamının aynı anda öğrenmesini engellemektedir. Böyle bir sınıfta, bazı öğrenciler hemen, bazı öğrenciler daha geç ve bazı öğrenciler de hiç öğrenememektedir. Tüm bu oluşsuzlukların giderilebilmesi için öğretimin bireyselleştirilmesi gerekir. Çünkü her öğrencinin özel ders aldığı (öğretmen-öğrenci birebir) durumlarda öğrencinin başarısı da öğrenme düzeyi de yükselir. Bunu temel alarak öğretmenin de öğretimi mümkün olduğunca bireyselleştirmesi gereklidir. Bunun için sınıfta benzer özelliklere sahip olan 3-5 kişilik küçük homojen gruplar oluşturmalıdır. Bu gruplarda öğrenme, öğrencilerin etkin olduğu bir yapıya sahip olmalıdır. Öğretmenin rolü gruplara rehberlik etmektir. Bu tekniğe göre;

  • Her öğrencinin öğrenme hızı ve düzeyi kendine özgüdür,
  • Öğrenci merkezlidir,
  • Öğrenciler bireysel çalışmalar ve ödevler yaparlar,
  • Öğrenci öğretim etkinliğine aktif olarak katılır,
  • Gruplardaki öğrenciler nasıl öğreneceklerini kararlaştır ve sorumluluk alırlar,

Bu gruplardaki öğrencilerin bireysel gereksinimlerini karşılamaya dönük olarak, dönüşümlü günlük çalışma, becerileri geliştirme, planlı grup çalışması yapma ve düzey geliştirme çalışmaları gibi etkinlikler yapılabilir.

Bu teknikte herkesin tam öğrenmesi zorunlu olmasa da öğrencilerin bireysel özellikleri ve ihtiyaçlarına değer verilerek onlara özel bir çalışma süreci oluşturulduğundan geçme notu ya da başarı notu nispeten yüksek tutulmalıdır.

2. PROGRAMLI ÖĞRETİM

Skinner’in pekiştirme ilkeleri temel alınarak oluşturulmuş, öğrenmeye davranışçı bir açıdan bakan, hatalı öğrenmeyi en aza indirmeye odaklanan ve öğrencinin kendi öğrenme hızında ilerlediği bir tekniktir. Programlı öğretim Skinner’in “Öğretme Makineleri” çalışmasından geliştirilmiştir. Programlı öğretimde üç temel faktör vardır. Bunlar öğrenci, program ve araçtır. Programlı öğretim öğrencinin öğrenme sürecini kendi kendine yaptığı, öğretme sürecine ilişkin önemli görevler açısından öğretmenin devamlı olarak karışmasına ihtiyaç olmaksızın yerine getirdiği bir tekniktir. Ayrıca bilgisayar destekli eğitimin temelini oluşturur. Programlı öğretim, eğitim sisteminin makineleşmesi ve eğitsel araştırma çağını başlatmıştır. Bu teknik,

Öğrenciyi öğrenmeye karşı isteklendirir,

Öğrenme sürecinde yapılan hataların anında düzeltilmesini sağlar,

Öğrencinin öğrenme sürecine aktif katılımın sağlar,

Kendi öğrenme hızında ilerlemesine imkân verir,

İstediği kadar tekrar yapmasına imkân tanır.

Programlı Öğretimin Özellikleri

  1. Küçük Adımlar: Ünitenin, öğrencinin kolay anlaması, öğrenilebilmesi ve mümkün olan en çok sayıda pekiştirmenin verilebilmesi için küçük bilgi birimlerine bölünmesi gereklidir. Öğrenci süreçte her bir birimi öğrenerek adım adım ilerler.
  2. Etkin Katılım: Her bir öğrenme birimini öğrenmede öğrencinin bizzat katılımı gereklidir. Öğrencinin bilgi birimini kendi başına öğrenmesi sırasında program tarafından öğrenciye bilgi birimiyle ilgili sorular yöneltilir. Bu sorular hem bilgi biriminin öğrenilip öğrenilmediği konusunda dönüt almak hem de öğrencinin etkin katılımını sağlamak için kullanılır.
  3. Başarı: Öğrenci kendisine yöneltilen soruları yapmak zorundadır. Bu nedenle sorular konuyla ilgili ve öğrencilerin yapabileceği düzeyde olmalıdır. Ayrıca yanıtlanan her soru öğrencinin öğrenme isteğini artırarak bir sonraki öğrenme birimine motive olmasını sağlar.
  4. Anında Dönüt: Öğrenciye sorulan soruya anında dönüt verilmesi önemlidir. Yapılan araştırmalar, öğrencilere doğru yanıtlarıyla ilgili anında dönüt verilmesinin öğrenmeyi olumlu etkilediği ve yine öğrencinin yanlış olan yanıtlarına da anında dönüt (düzeltme) verilmesinin hatasını düzeltme açısından olumlu etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Böylece öğrenci eylemlerinin doğru olup olmadığı görür.
  5. Öğrenmenin İlerlemesi (Aşamalı / Kademeli İlerleme): Öğrenme sırasındaki eylem giderek öğretilmek istenen konu üzerinde yoğunlaşacaktır. Bu bağlamda ilerleme aşamalı ve mantıksal olmalıdır. Bir başka deyişle bilgiler basitten zora, somuttan soyuta ve birbirinin önkoşulu olacak şekilde ilerlemelidir.
  6. Bireysel Hız: Öğrenme kendi ilgi ve yeteneğine göre, öğrenme hızını ayarlamalıdır. Bireyselleştirilmiş öğretim tekniği olması öğrencinin kendi öğrenme hızında ilerlemesine imkân verir. Bu tür bir eğitimde öğrencinin başarısız olup sınıfta kalması söz konusu değildir.

Öğrenciler bu yöntemi kullanarak ders dışında da öğrenme eksikliklerini tamamlayabilirler. Programlı öğretimin sınırlıkları;

  • Materyal hazırlanması uzmanlık gerektirir ve güçtür,
  • İyi hazırlanmamış materyaller öğrencileri sıkabilir,
  • Okulda öğrencilere kazandırılmak istenen her düzeydeki davranış için uygun değildir. Özellikle üst düzey davranışların kazandırılması oldukça zordur,
  • Öğrencilerin bireysel olarak gerçekleştirdikleri bir etkinlik olduğu için öğrencilerin sosyal gelişimleri açısından olumsuzluklar yaşanabilir.

Programlı Öğretim Modelleri

A. Doğrusal Program Modeli: Her bir öğrenme birimi öğrenciye sunularak bilgi birimini incelemesi ve öğrenmesi sağlanır. Öğrenci bilgi birimi üzerindeki incelemeyi tamamladıktan sonra öğrenciye biraz önce öğrendiği bilgi birimi ile ilgili bir soru sorulur. Soru test maddesi şeklinde değildir. Öğrenci soruyu doğru olarak yanıtlarsa o bilgiyi öğrenmiş kabul edilerek diğer bilgi birimine geçer. Eğer yanıtı yanlışsa tekrar aynı bilgi birimini incelemek zorundadır. Böyle bir etkinliği çabuk öğrenen öğrenciler daha hızlı olarak tamamlarken yavaş öğrenen öğrenciler daha uzun sürelerde tamamlayabilir.

B. Dallara Ayrılan Program Modeli: Crowder programı olarak da bilinir. Öğrenme konuları yine küçük bilgi bölümlerine ayrılmıştır. Öğrencinin bir bilgi birimini kuması ya da incelemesinden sonra ona incelediği bilgi birimiyle ilgili ve seçeneklerden oluşan bir soru sorulur. Öğrenci doğru seçeneği seçerse bir sonraki bilgi birimine geçebilir. Eğer yanlış seçeneği seçtiyse o seçenekle ilgili bilgilerin verildiği birime yönlendirilir. Öğrenci burada seçiminin yanlışlığı hakkında bilgi alarak tekrar ilk bilgi birimine yönlendirilir. Çalışma bu şekilde devam ederek ilerler.

C. Karma Program Modeli: Doğrusal ve dallara ayrılan program modellerinin bir arada kullanıldığı modeldir. Her bir öğrenme birimine uygun düşen program modeli kullanılarak tasarlanır. İki modelin birleşimi olduğundan A ve B modellerine göre daha esnektir. Her düzeydeki öğrenciler için kullanılabilir.

3. BİLGİSAYAR DESTEKLİ ÖĞRETİM

Bilgisayar destekli öğretim son 20 yıl içinde bilgisayarda yaşan hızlı değişimlerin bir yansıması olarak eğitim ve öğretimde aktif olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bilgisayar destekli öğretimde birbirinden farklı uygulamalar yer almaktadır. Aşağıda bu uygulama türleri ve özellikleri açıklanmıştır.

  1. Anlatım ve Tekrar Programları: Eğitimde en yaygın kullanılan uygulamalardan biridir. Alıştırma ve tekrar programlarının temelinde öğrencilerin bilgisayarlar aracılığıyla soru çözmeleri vardır. İki farklı uygulama biçimi vardır. Hangi tür seçilirse seçilsin amaç öğrencinin pekiştirme yapmasını sağlamak öğrenmeyi güçlendirmektir.
  2. Öğrencilerin zorluk düzeyleri farklı bir grup soruyu kullanarak alıştırma yapmaları: Öğrenciye bir konu ile ilgili sorular bilgisayar tarafından sorulur. Öğrenci soruya yanıt verir. Eğer sorunun yanıtı doğru ise bilgisayar bir sonraki soruya geçer. Öğrencinin soruya verdiği yanıt yanlış ise aynı soru öğrenciye tekrar sorulur. Eğer öğrenci bu denemede de doğru yanıtı veremezse sorunun doğru yanıtı öğrenciye gösterilerek bir sonraki soruya geçilir. Bu tür bir uygulamada bilgisayarın öğrenciye sorduğu soruların sıraları sabittir. Her öğrenci verdikleri yanıtların doğruluğuna (başarısına) ya da yanlışlığına (başarısızlığına) göre kendi hızlarında ilerler.
  3. Öğrencinin tam olarak öğrenilmemiş konularla ilgili alıştırmalar yapması: bu tür uygulamalarda öğrenci sırası ve sayısı belirtilmemiş soruların bulunduğu bir programa bilgisayarlar aracılığıyla alıştırma yapar. Bilgisayar öğrenciye soru sorar, eğer öğrenci soruyu doğru olarak yanıtlamışsa ilgili konuyu öğrenmiş demektir ve bu soru “öğrenilmiş konular” havuzuna gönderilir. Eğer öğrenci soruyu yanlış olarak yanıtlamışsa öğrencinin soruyla ilgili konuyu öğrenmediği varsayılarak soru “öğrenilmemiş konular” havuzuna gönderilir. Böylece öğrencinin bildiği konular ve bilmediği ya da eksikliklerinin olduğu konular belirlenir. Öğrencinin tekrar programla çalışmasında karşılaşacağı sorular “öğrenilmemiş konular” havuzundan gelecektir. Öğrenilenlerin kalıcılığını sağlamak ve öğrenilmemiş konularla ilgili tekrar yapmak amacıyla kullanılır.
  4. Birebir Öğretici Olarak (Tutorials): Bu tür yazılımlarda bilgisayar bir öğretmen ya da ders kitabı rolü üstlenmektedir. Bilgisayarın amacı bilgiyi ve öğrencinin bilgiyle etkileşimini üst düzeyde kontrol ederek öğrenciye sunmak ya da çeşitli etkinliklerle öğrenciye bilgiyi öğretmektir. Bu tür yazılımlarda bilgisayarın öğrenci üzerindeki kontrolü yüksektir. Bir başka ifadeyle bilgisayarı özel ders veren bir öğretmen olarak tanımlamak mümkündür. Yazılım tarafından öğrencinin konuları öğrenip öğrenemediği sık sık test edilir ve öğrenciye geribildirimler verilir. Böylece öğrencilerin hangi konularda eksik olduklarını görmesi ve o konuları tekrar edebilmesi mümkündür. Özel öğretici rolündeki bilgisayar yazılımlarında tıpkı bir öğretmenin sınıfta gerçekleştirdiği gibi; dikkat çekme, hedeften haberdar etme, ön bilgileri sunma, uyarıcıları sunma, öğrenmeyi oluşturma ve öğrenmeyi kontrol etme aşamaları yer alır.
  5. Benzeşim / Benzetişim yazılımları (Simülasyonlar): Gerçek olgu ya da olayların bilgisayar ortamına aktarılarak kontrollü öğrenme olanağı sağlayan yazılımlardır. Bir başka ifadeyle benzeşimler doğal ve gerçek durumların bilgisayar ortamında sanal olarak yaratılması ve canlandırılmasıdır (BAKINIZ-SİMÜLASYONLAR). Örneğin bir fizik kanunun, uçak kullanımının, ilke ya da prensiplerin bilgisayar yardımıyla öğretilmesi için kullanılabilir.
  6. Eğitsel Oyunlar: Bilgisayar oyunları ilgi çekici yazılımlardır. Öğretim aktivitelerine eğlence katması ve öğrenciyi sürekli aktif tutmaları öğrenmeyi destekler. Oyunlarla öğrencilerin bilgilerini pekiştirme, yeni bilgileri öğretme, eğer oyunlar grup çalışmasını gerektiriyorsa işbirliğini desteklemek mümkündür. Ayrıca öğrencilerin strateji geliştirmelerini, problem çözmelerini, yaratıcılıklarını, hızlı düşünmelerini, veri toplamalarını da destekler.

4. TUTOR DESTEKLi ÖĞRETİM (ÖZEL DERS-BİREBİR ÖĞRETİM)

Öğretmenin sınıfta öğrenme güçlüğü çeken öğrenci ya da öğrencilerle birebir ilgilenmesi, gerekirse ders dışı etüt saatlerinde çalışma yapmasıdır. Öğretmenin özel olarak bir öğrenciyle ilgilenmesi öğrencinin öğrenme düzeyini artırır. Bu tür bir etkinlikte öğretmen konu anlatımı, problem çözme, ek kaynak, örnek, alıştırma ve materyaller kullanır.

C. SINIF DIŞI ÖĞRETİM ETKİNLİKLERİ

1. GEZİ

Okul ve sınıf içinde yapılan çalışmaları tamamlamak, yaşamla bağlantısını kurmak ve bilişsel, duyuşsal ve devinimsel alandaki davranışları kazandırmak için kullanılan bir tekniktir. Öğrencilere somut yaşantılar geçirerek kalıcı öğrenmeleri sağlamak için kullanılır. Örneğin öğrencilerin müze, fabrika kütüphane, dağ, orman, göl vb. yerlere götürülmesi planlanabilir. Bir gezi için yapılması gerekli işlemler aşağıda açılanmıştır.

  • Öğrencilere kazandırılacak kazanımların öğrencilerle birlikte belirlenmesi,
  • Gezi yapılacak kurumun ya da yerin belirlenmesi,
  • Kurumdan izin alınması, gezinin amacının, zamanının ve gezide sorulacak soruların belirlenmesi,
  • Gezi planının hazırlanması, hava koşulları, ne ile gidileceğinin belirlenmesi ve güvenlik tedbirlerinin alınması,
  • Gezi sonunda, yapılan etkinlikler sınıfta tartışılmalı, bir rapor oluşturularak hem okula hem de gezi yapılan kuruma sunulmalıdır.

2. GÖZLEM

Gözlem, her çocukta var olan araştırma eğilimini ortaya çıkarmak için kullanılan bir tekniktir. Bu teknikte öğrencilere kazandırılacak davranışlar en az uygulama düzeyinde olmalıdır. Öğrencilerin sınıf, laboratuar ya da okul dışındaki sosyal yaşam ortamlarında bir olay, durum, nesne ya da insanlarla ilgili olarak sistematik olarak inceleme yapma, verileri kaydetme ve bir sonuca varma süreci olarak açıklanabilir. Öğrencilerin dikkatli bir gözlem yapmalarını gerektirir. Gözlem rastgele gerçekleştirilen bir etkinlik değildir. Gözlem yapılarken aşağıda belirtilen kurallara uyulmalıdır.

  • Gözlemin eğitsel bir amacı olmalıdır,
  • Gözlem yapılacak doğal ya da toplumsal olgu belirlenmelidir,
  • Gözlem yapılacak zaman saptanmalı, olgunun ne zaman hangi sıklıkla ve kimler tarafından gözleneceği belirlenmelidir,
  • Gözlem sonuçlarının hangi ölçme aracıyla toplanacağı belirlenmelidir,
  • Gözlem, seçilen ölçme araçlarıyla yapılarak not edilmelidir (verilerin toplanması),
  • Belirlenen amaca ulaşana dek gözlem yapılmaya devam edilmelidir,
  • Değişik kişilerce yapılan gözlem sonuçları karşılaştırılıp bir sonuca varılmalıdır,
  • Gözlem rapor haline getirilerek sınıfa sunulmalı ve tartışılmalıdır. Gerekiyorsa gözlem yeniden yapılmalı, eksiklikler düzeltilmelidir.

3. DENEY

Öğrencilerin bilimsel olayların sonuçlarını birinci elden öğrenmelerini sağlamak, devinimsel becerilerini geliştirmek, öğrenmeyi somutlaştırmak, hipotezleri test etmek, bir ilke ya da varsayımı sınamak amacıyla yapılan eylem ya da işleme deney denir. Gözlemin kontrollü olarak yapay bir ortamda tekrarlanması şeklinde de tanımlanabilir. İki tür deneyden bahsetmek mümkündür.

  1. Öğretmen Deneyleri: Öğretmen deneyinde öğrenci pasif ve seyirci durumundadır. Bu tür deneyler “gösteri” olarak da tanımlanabilir. Deney malzemelerinin pahalı ya da kısıtlı olması, yapılacak deneyin güç ve tehlikeli olması durumunda bu tür deneyi kullanmak uygundur.
  2. Öğrenci Deneyleri: Öğretimde en çok tercih edilmesi gereken deney türüdür. Öğrenciyi etkin kılar. Öğrenciyi deneye teşvik etmek, deneyin önemini anlatmak ve deney planını ve uygulamasını yaptırmak önemlidir.

Öğrenci deneyleri, öğrencilerin en az uygulama düzeyindeki kazanımlara ulaşmasını sağlamak için gerçekleştirilir. Bir deneyin yapılmasında aşağıda verilen işlem basamaklarının kullanılması önerilir.

  • Deneylerin kazanımlarının belirlenmesi (en az uygulama düzeyi),
  • Deneyin konusu ve süresi belirlenerek uygun araç gereçler seçilir,
  • Deneyin işlem basamakları belirlenir,
  • Deney düzeneği kurulur,
  • Güvenlik tedbirleri alınır,
  • Deney düzeneği çalıştırılır,
  • Süre dikkatli bir şekilde kullanılır,
  • Deney süresince gözlem yapılır,
  • Sonuçlar alınarak kontrol edilir,
  • Sonuçlar rapor halinde yazılır, sınıfa sunulur ve tartışılır.

4. GÖRÜŞME

Görüşme, bir konuyla ilgili olarak bir ya da birkaç kişiden oluşan öğrenci grubunun, aileler, yerel yönetim liderleri, sivil toplum kuruluşlarının liderleri, işadamları ya da konu uzmanlarıyla yaptıkları bilgi alma tekniği olarak tanımlanabilir. Öğrencilerin toplumdaki bazı rolleri ve durumları tanıtmaları için görevlendirildikleri toplumsal bir iletişim aracı olarak da düşünülebilir. Öğrencilere görüşme için zaman verilmeli, görüşme sırasında nelere dikkat edecekleri açıklanmalıdır. Görüşme tekniğinin uygulanmasında aşağıda belirtilen adımların kullanılması uygundur.

  • Görüşmenin planı yapılmalıdır,
  • Görüşmenin nasıl yapılacağı öğretilmelidir,
  • Görüşmelerden önce öğrencilerin soru hazırlamaları, görüşülecek kişiden randevu almaları ve görüşme sırasında tarafsız olmaları sağlanmalıdır,
  • Öğrencilere görüşmelere hazırlık, uygulama ve sonuçları yazma için yeterli zaman verilmelidir,
  • Görüşme sonuçları yazılı ödev şeklinde hazırlanmalıdır,
  • Görüşmeler büyük ya da küçük gruplarca sınıfta tartışılmalıdır.

5. SERGİ

Doğal toplumsal ya da kültürel ürünlerin bilgi ve beceri elde etmek için sunulduğu bir etkinliktir. Öğrencilerin öğrenme sürecinde hazırladıkları materyalleri ya da ürünleri sunmaları şeklinde de gerçekleştirilebilir. İş eğitimi, sanat eğitimi gibi derslerde oluşturulan ürünlerin tanıtılmasında kullanılabilir. Serginin yapıldığı zamanda öğrencilerin ürünlerin başında olmaları ve sergiledikleri ürünlerle ilgili değerlendirmelerini ve görüşlerini açıklamaları sağlanmalıdır.

6. ÖDEV

Öğrencilerin sınıf dışında gerçekleştirdikleri, okulda / sınıfta öğretim yapılan konuların tekrar edilmesi, pekiştirilmesi ve o konu ile ilgili öğrenmelerin kalıcılığını artırmak için kullanılır.

  • Ödevler açık anlaşılır ve net olmalıdır,
  • Öğrenciye sınıfta anlatılan konuların tekrarı için verilmelidir,
  • Ödevler kontrol edilmeli ve öğrenciye dönüt verilmelidir,
  • Öğrencinin düzeyinin üstünde ödevler verilmemelidir.

Konu / Kazanımla ilgili görüşleriniz bizim için önemlidir. Lütfen yorumlarınızı yazınız

Başa dön tuşu