Ortak Türk TarihiOTT.2. Hun İmparatorlukları ve Sonraki Türk DevletleriTARİH ZÜMRESİ

OTT.2.11. Hun İmparatorlukları ve Sonraki Türk Devletleri Döneminde Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Hayat

HUN İMPARATORLUKLARI VE SONRAKİ TÜRK DEVLETLERİ DÖNEMİNDE SOSYAL, EKONOMİK VE KÜLTÜREL HAYAT

Bu dönemde Türk asıllı hanedanlar yönetimleri altındaki farklı din, inanış ve kültüre sahip toplulukları hoşgörülü bir şekilde yönetmişlerdir. Avrasya coğrafyasında Türk, Moğol, Tunguz, Samoyed, Ket, Çin, Tohar, İran (Soğd, Baktriyalı, Hotan), Hint, Kafkasyalı, Slav, Fin-Ugor gibi farklı dil ve kültürlere sahip topluluklar yaşamıştır. Bu toplulukların arasındaki Türk, Moğol ve Tunguzlar Altay Dil Ailesi’ne; Toharlılar, İranlılar, Hint ve Slavlar Hint-Avrupa Dil Ailesi’ne mensup olarak ahalinin çoğunluk kısmını oluşturmuşlardır. Bu toplulukların uzun bir süre aynı siyasi çatı altında yaşamaları neticesinde kültürel ortaklıklar oluşmuştur.

Bu dönemde Türklerin ataları daha çok bozkır ve ormanlık bölgelerde yaşamış, yaşamlarında atın önemi büyük olmuştur. Altaylar ve Tanrı Dağları arasındaki geniş yaylalarda at, koyun ve sığır sürülerini otlatan Hunlar tahıl ürünleri de yetiştirmişlerdir.

Hun toplumu sürekli savaş tehlikesi altında yaşadığından askerlik ve savaş eğitimine önem vermekteydi. Bu nedenle çocukların iyi bir asker olarak yetişmesi hedeflenirdi. Çocuklar ata binmeye başlamadan önce koyunlara biner, kuş veya fare gibi hayvanları vurmaya çalışırdı. Belli bir yaşa geldiklerinde ise at
yarışlarına katılır, iyi bir binici ve silah kullanıcısı olarak yetişirdi.

Hun imparatorlukları ve sonraki Türk devletleri döneminde Türk toplumunda sosyal sınıflaşmanın olmaması önemli bir özelliktir. Savaşta esir düşen yabancılar dışında hiç kimsenin köle kabul edilmemesi buna örnek verilebilir.

İpek Yolu’nun Doğu Avrupa’dan Çin, Sibirya ve Uzak Doğu’ya kadar uzanan kuzey hattının Hunların egemenliği altında bulunması Orta Asya’da iktisadi ve kültürel gelişmeyi sağlamıştır. Bu yol vasıtasıyla Hunlar; Çin, Hindistan, İran, Doğu Avrupa ve Kuzey Asya ülkeleri arasında kültürel etkileşimin olmasını sağlamışlardır.

Kangüy Devleti ise Aral Gölü havzalarından Yedisu’ya kadar uzanan topraklardaki konargöçer ve yerleşik toplumları kendi bünyesinde barındırmıştır. Bu dönemde Sirderya havzalarından Talas ve Çu nehirlerine uzanan tarıma elverişli bölgelerde Çaç (Taşkent), Otrar, İsficab (Sayram), Taraz gibi büyük şehirler oluşmaya başlamıştır.

Güneybatı Hunlarının emri altındaki Orta Asya’nın güneyi ve Kuzey Hindistan’da daha çok tarımla uğraşan yerleşik toplumlar yaşamışlardır. Baktriya (Belh), Merv, Tirmiz, Kâşgar, Hotan, Kabil gibi şehirler birer ticaret ve kültür merkezine dönüşmüştür.

Güneybatı Hun ve Eftalit Hanedanları çerçevesinde tarihî Kuzey Hindistan’da (Afganistan’ın bir kısmı, Pakistan) ve Orta Asya’nın güneybatısında Türk-Fars-Hint kültürleri karşılıklı etkileşimde bulunmuşlardır. Yönetici kesimin bu mekânlarda yerel inanç sistemlerine saygı göstererek Budist tapınakları inşa ettirdikleri, heykel yapımı, saray süslemeleri gibi konularda Buda geleneklerini yansıtmaları bu duruma örnektir.

Aslında değişik etnoslara ve dinlere karşı toleranslı davranış, Türk kültürüne özgü bir özellikti. Eski Türklerin dini olan Gök Tanrı inancının da birçok uzmanın fikrine göre tek tanrıcı anlayışa pek yakın olması, sonraki dönemde İslamiyet’in kabulünü kolaylaştırmıştır.

DESTEK, KATKI ve DEĞERLENDİRMELERİNİZİ BEKLİYORUZ.

Ünite ile ilgili dosya, doküman, sunum, slayt, ses, görüntü, fotoğraf, video, vb. her şeyi aşağıdaki sanal duvarda (Padlet) paylaşabilir, görüş ve düşüncelerinizi belirtebilir, yorumlarınızla katkıda bulunabilirsiniz. Yapacağınız tek şey + ya tıklayıp sonrasında istediğinizi panoya eklemek. Birlikte düşünüyor, tasarlıyor, üretiyor ve paylaşıyoruz. Öğretmen İmecesi

Made with Padlet
Daha Fazla Göster

Yorumlarınız, görüş, öneri ve eleştirileriniz bizim için bir gelişme fırsatıdır.

Başa dön tuşu
Skip to content